banner64

Omurga Düşmanı Skolyoz

VM Medical Park Samsun Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çolak Skolyoz ile ilgili,“Omurganın sırt veya bel bölgelerinde görülen sağa yada sola doğru eğrilik tıp dilinde skolyoz olarak değerlendirilir.

Omurga Düşmanı Skolyoz

Normalde omurgaya arkadan bakıldığında düz bir hat olarak görülürken bu tip hastalarda genellikle sağa veya sola doğru omurganın yer değiştirdiği görülebilir.Bazı hastalarda ise omurgadaki bu bozulma dışarıdan farkedilmeyebilir yapılacak olan değerlendirmeler ile tesadüfen görülür.Sıklıkla gelişme çağındaki çocuklarda gördüğümüz bir rahatsızlık iken ileri yaşlarda ise özellikle omurga kemiklerinin dejenerasyon dediğimiz yaşlanma bulguları yada kemik erimesine bağlı kemiklerde yapı bozulmasına bağlı olarakta görülebilir.Skolyoz tanısı genellikle çekilen direkt grafi dediğimiz basit röntgen filmleri ile konulur.Bunu takiben hastanın fizik muayene bulguları ile tanı desteklenir.Genellikle MR sadece omurilik içinde herhangi bir sorun olduğunu düşündüğümüz zaman istenir.Yani esas tanı koydurucu tetkik basit bir röntgen filmidir.Bu grafilerde eğriliğin başladığı ve sonlandığı bölgeler arasındaki sapma açısı hesaplanır.Buna Cobb açısı denir.Bu açı hastalığın takibi için en önemli göstergedir.Hastalığın ilerleyip ilerlemediğini skolyozun derecesi bize gösterir.Skolyoz genellikle doğumsal yani konjenitaldir.Genellikle omurganın birbiri ile kaynamış olan kaburgalar yada omurların gelişim kusuruna bağlı olarak ortaya çıkar.Genellikle 0-3 yaş arasında tanı konulur.En önemli nedenleri arasında polio dediğimiz çocuk felci bulunur.Bunun dışında idiopatik dediğimiz tipinde özellikle ergenlik çağının hızlı büyüme dönemlerinde genç kızlarda görülür.Buda genellikle ailesel olup kalıtsal olduğu düşünülmektedir.Bu yaştaki çocuklarda genellikle skolyozun farkedilmesi zor olabilir sadece arkadan bakıldığında iki kürek kemiği arasında bir yükseklik farkının olduğu yada devamlı yana doğru durduğu farkedilebilir. Uzun süre oturma veya ayakta durma sonucunda omurgada yorulma olabilir. Bağların zorlanması sonucu devamlı ağrı duyulabilir. Omurga yana doğru eğildikçe, dengeyi koruyabilmek amacıyla, ters yöne doğru ikinci bir eğrilik oluşabilir. Omurgadaki ilk eğrilik ne kadar büyük ise, büyüme tamamlandıktan sonra durumun daha da ilerleme ihtimali o kadar fazladır. “diye ifade etti.

 Aşırı skolyoz (omurgada 60 dereceden daha fazla eğrilik) solunum problemlerine sebep olabilir diye ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çolak ,Skolyoz tanısı konulduktan sonra burada ilk yapılan işlem eğriliğin derecesi ve kemik gelişiminin hangi aşamada olduğu belirlenir. Genellikle 20 derece altındaki açılarda ve iskelet gelişimi tamamlanmışsa sadece gözlem ve fizik tedavi yeterli olur.Tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar başarılı olma şansı mevcuttur.Bazen fizik tedaviye alternatif yada yardımcı olması açısından korseler kullanılabilir.Buda genellikle açı eğer 30 derece civarında olursa uygulanır.Amaç eğimin artmasının önüne geçmektir. Eğer açı 40 derece ve üstü olursa bu durumda fizik tedavi ve korsenin faydası olmaz hastalar cerrahi olarak tedavi edilir.İkinci sıklıkta karşımıza çıkan skolyoz tipi ise Lomber dejeneratif skolyozdur.Burada daha önce deformitesi olmayan erişkinlerde lomber omurganın gelişimi sağladıktan sonra oluşan koronal yani düz plandaki eğriliğidir. Lomber dejeneratif skolyoz, omurga elemanlarının dejenerasyonuna bağlı olarak ileri yaşlarda ortaya çıkan ve artan ortalama yaş oranları ile önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen lomber deformitelerdir. 40 yaş altında oldukça nadir görülmektedir. 50 yaş üstünde görülme sıklığı %6 düzeylerinde karşımıza çıkmaktadır. Osteoporozun skolyoz oluşumunda katkıda bulunduğu izlenmiş ve osteoporoz varlığında görülme sıklığı %36 oranına yükseldiği bildirilmiştir.. Skolyotik deformiteler genellikle 50 derecenin altındadır. En belirgin yakınmaları yürümekle, oturmakla veya aktivite ile artan, istrahat ile geçen veya azalan bel ağrısıdır. Lomber dejeneratif hastalığı olan bu hasta grubunda, sıklıkla omurilik kanalında darlık da olduğundan radiküler semptom ve bulgularla, nörojenik kladikasyon( yürüme mesafesinin azalması) birlikte bulunabilir. Deformite ileri derecede ise, şekil bozukluğu ve bel asimetrisi dikkati çeker. Bu hastalarda dikkatli bir nörolojik muayenenin yanı sıra, diz ve kalça muayeneleri de yapılmalıdır. Beraberinde kalça yada dizde oluşacak kireçlenmelerin olduğu hastalarda kliniğin, cerrahi ile ne kadarının düzeleceğini belirlemek gerekir ve bu durum hasta ile açıkça paylaşılmalıdır. Erişkin dejeneratif skolyoz cerrahisi morbidite ve mortalitesi yüksek olabilecek bir cerrahi girişimdir. Genellikle hastaya uygulanacak ilk tedavi yöntemleri cerrahi olmayan tedavi yöntemleridir.Bir fizik tedavi uzmanı eşliğinde fizik-kondisyonu arttıracak egzersizler, stabilizasyon, kuvvetlendirme ve germe egzersizleri kas spazmını çözüp ağrıyı azaltabilir. Ancak bu egzersizlerin ilerleyecek olan bir skolyozun ilerlemesini önlemede rolü olduğu, yayınlarda tam olarak gösterilememiştir. Egzersiz ile birlikte hastalara korse tedavisi de başlanabilir. Ancak korse tedavisi egzersiz ve fizik tedaviye yardımcı bir yöntem olarak ve kısa vadeli düşünülmelidir. Uzun süre korse kullanımı faydadan çok zarar sağlayabilir.Fizik tedavi ve egzersiz ile birlikte hastalara ağrı kontrolünde yardım için ağrı kesiciler de verilebilir. Ayrıca özellikle faset eklemlerdeki ya da sinir basısı sonucu olan irritasyon, tahriş (inflamasyon) gidermek için non-steroidal anti-inflamatuar (NSAID) ilaçlar da tedaviye eklenebilir.“şeklinde açıklamada bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çolak ,Hastalarda ağrı kaynağı dejenere faset eklemler ise veya sinir basısı sonucu oluşan radiküler ağrı ise, bu hastalarda spinal enjeksiyonlar iyi bir alternatif  tedavi yöntemi olabilir.Erişkin skolyoz da eğriliğin derecesi ve yarattığı kozmetik problemlerden daha ziyade eşlik eden ağrı fonksiyon ve denge kaybı daha ön plandadır.Ancak ağrısız olsa da, ilerlediği net olarak tespit edilmiş skolyozların daha fazla ilerlemesini durdurmak için  yine uygulanan cerrahi olmayan tedavi yöntemlerine rağmen ağrısı devam eden ve işlev kaybı olan hastalarda  ve eğrilik yanı sıra ciddi dar kanal veya sinir basısına bağlı idrar, büyük abdest kontrolü kaybı veya kaslarda güç kaybı var ise yine cerrahi tedavi seçilebilir.Cerrahi tedavi seçenekleri olarak  1.Sadece dekompresyon  Radyolojik olarak ileri kanal darlığı olan  ancak çok az derecede koronal, sagittal deformitesi ve minimal rotatuar subluksasyonu olan hastalarda uygulanır. Lomber dinamik ve lateral bending grafilerde minimal hareket gözlenmiş olmalıdır.Stabiliteyi minimal etkileyecek mikrodekompresif yöntemler tercih edilir.2. Dekompresyon + posterior enstrümentasyon( vida yada halk dilinde platin uygulamsı) + posterior füzyon ağır kanal darlığı kliniği mevcut olup beraberinde 0-5 mm subluksasyona sahip hastalarda uygulanacak cerrahi tekniktir.Sagittal deformite hafif derecede, kabul edilebilir koronal ve sagittal balansa sahiptirler. Rod rotasyon manevrası ve posterior gevşetme ile deformite düzeltilebilir. 3. Dekompresyon + posterior enstrümentasyon + posterior ve anterior füzyon sagittal planda düz bele veya kifotik deformiteye sahip, ciddi rijit deformitesi olan ve anterior gevşetme gereken ve anterior yaklaşım ile birden fazla seviyede veya gerekirse tüm lomber seviyelerde diskler temizlenir, kemik greftler yerleştirilerek füzyon ile birlikte anterior destek elde edilir.Bu ameliyatlar, hastalar genellikle ileri yaşlarda olduğu için ve eşlik eden koah, diyabet ve kalp hastalıkları gibi kronik hastalıkları varsa uzun süren ve oldukça sıkıntılı cerrahilerdir.Ameliyat sonrası genellikle 1 yada 2 gece yoğun bakımda tutulan hastalar 3-4 gün kadar hastanede tutulup evlerine gönderilirler.Ameliyat sonrası hastalar genellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon ile destek alarak normal hayatlarına devam edebilirler. “diye konuştu.




 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER