Gökyüzünün yıldızlarla donatıldığı dünya, gecenin ışığı; yalnızlığın sırdaşı yıldızlar… Her ölümün ardından bir bir dökülen yıldızlar, gecemizi aydınlatan, her insana ışık olan yıldızlar… Birer birer kayarken yalnızlaşır dünya.
Hepimiz birbirimizin ışığı olarak yaratıldığımız dünyada, kendimizi yok ettiğimizi bile anlayamazken düştüğümüz kibir deryası... Ne gece bitecek, ne gündüz… Biten tek şey, yok olmaya mahkûm olan bizler değil miydik? Ah, ömrümüzü kısacık veren Rabbim! Bize yüz yılları değil, anlık ömür veren Rabbim sonsuzluk verseydi, nice olurdu halimiz?
Kendi ışığını söndüren insan, nefsinin karanlığını ne zaman görecek? Ne zaman ona "dur" diyecek? Yaradan, sonsuz âlemi, topraktan insanı, yoktan var eden, kibre düşmezken… Ey sayılı ömrü olan insan, neyin kibrini taşırsın? Bir an varsın, bir an yoksun…
Kelebek kadar ömrümüz varken bir çiçeğe umut, bir fidana can vermek varken neden yok etme derdindesin? Senin canından can çıkartan Rabbin, seni yok et, kır dök diye yaratmadı; cana can vermen için yarattı.
Yorumlar
Kalan Karakter: